Blogcu - Turkce ucretsiz blog Guncel bloglar Ucretsiz blog


Bir Akşam Üzeri

                                 
Şennurcum aradı..
-"Akşam bi yerlere gitsek" dedi..
-"Arkadaşım biz iş çıkışı biryere gitmek istiyorsak ancak ve ancak kepenkleri indirmeye yardım edecek kadar vaktimiz olacak" demek lüzumunu hissettim... sonra da karşılıklı hoooofff ladık...

Akşam oldu ve dingin bir iş günü sonrası arabada sessiz sessiz eve dönüyorduk her gün sonundaki gibi...Yol kenarlarındaki çimenlikte otlayan hayvanlara neşeli küçük bir kız çocuğu edasıyla
-"aaaaaa keçilere bak baba!" diye bir laf çıkıverdi ağzımdan şuursuzca . Babamda tüm şuuruyla;
-"afferim kızım ,ne güzel kuzular diymi!" demiş olabilir belki...

Emel Sayının şakımasını dinleye dinleye eve varmış bulunduk.Lakin daha eve girmeden ,
-"Emeeeeeel ekmek aaal!" nidasıyla bu üstün hizmeti yerine getirmek için madden ve manen kendmi hazırlarken bir de baktımki sokağın bir ucundan Şennurum elinde iki ekmekle geliyor..
-"Ekmek parasını kazanmış insan modeli Şennurum" dedim ."Madem gidemiyoruz bir yere gel seninle ekmek almaya gidelim "...
Kenardan amcazadem lafa müdahil olup; -"zaten dünyada şu ekmek parasını kazanmak için çırpınmıyor muyuz?" deyince
-"Uyma Şennurum sen onlara dedim.Gel biz gidelim"...
Sokak aralarına dalarak yolculuğuumuza başladık...Şennura dönerek;
-"Daha ne kadar böyle sokak aralarında buluşmaya devam edicez Şennur dedim"..:)
Belki fırın zaten arka sokakta olabilir..Bu cümleyi kurana kadar gelmişte olabiliriz yanıbaşına...Ama olsun...Hem zaten 2 ytl ye kaç tane ekmek alınırdı bilmiyordum ki.
Bizde Şennurumla fırıncı amcaya ;
-"2 Ytl lik ekmek almak istiyoruz" demeye karar vermiştik...:)
Görevi başarıyla yerine getirmenin saadetiyle "itiniz" yazılı kapıyı büyük bir zahmetle kendine doğru çeken Şennuruma dönerek şöyle söyledim;
-"Zaten itiniz yazan kapıyı çekerek açan yalnızca bir karadenizli olabilir"....
:)

Yorum (6) Yorum yaz!

"Papyon" muhabbetleri

                                                        

Burak ve arkadaşları kutlu doğum münasebetiyle hazırladıkları programda giymek üzere kumaş pantolon,yelek ve papyon üçlemesinin içerisinde bir kılığa büründü.Tabii dört yıl boyunca giydiği kıyafetlerden farklı olan papyon işi onun dikkatini ziyadesiyle meşgul ediyordu..
Programa ve davete gitmek için kırk yılda bir takım elbise giyen babasını görünce ilk tepkisi şöyle oldu;
-Baba , başbakan gibi oldun! ;)

Program sonrasında davetli oldukları içerisinde gelin ve damat olan eve geldiklerinde papyon muhabbeti uzayııııp gitti...
-"oooo Burak sende mi damat oldun? " sorusuna muhatap oldu evvela..
Sonra damat modeli gençle kıyafet mukayesesine girişildi önce...
(Kendi papyonunu göstererek)
-Damatlar papyon takar ,diymi?
Kravat takan Damat ise cevap verir;
-Yani sen damat değilsin mi demek istiyosun banaa? ;)
Oturduğum koltuğu işaret ederek;
-Emel teyze koltukta papyon takmışş! diye bağırınca ,yıllardır gördüğümüz koltuğun üzerindeki şeklin hiç bir papyona benzediğini farketmemiştik...

Burak işte...;)

Yorum (2) Yorum yaz!

Evde yas

 

Bizim minicik ufacık kapaklı bi cep telefoncuğumuz vardı evde...Akıbeti suda boğularak ölmekmiş,bilemedik...Okunmuş suyun derinliklerinde gezerken bu telefon ,ardında sahibinin gözü yaşlı ve de ne yapacağını bilmez çaresiz bakışları bıraktı ,elinde tesbihiyle....Bir su bardağı ne kadar derinse o kadar kayboldu derinliklerde işte....

Bu acı günde annemin yanında olmalıyım sorumluluk hissiyle teselli cümleleri kuruyordum ona,kendini iyi hissetmesi umuduyla...

-Dualarla uğurladık onu anneciiim.Kutsal suyla yıkanmakmış kaderi,Bu gidiş ne güzel gidiştir....O kalbimizde yaşıyacak...üzülmeyesin....

Artık yoğun geçen telefon trafiği konuşmaları yok evimizde ,kısa süreli de olsa hüzünlü bir sessizlik var ...

hıııııhhhhh diye bir iç çekişiyle telefonunu karşısına alarak onu nazlatan,

-Ama ben onu çok seviyodum,miniciktiiiiii....

Telfonunu tekrar çalışır umuduyla açıldığında ,

-Emel,bir ışık var ekranda? sorusuna karşılık,

-Nurdur anneciiim o ,nurdur...

cevabını alıp tüm uumudu sulara düşmüş (hah suya düşen telefondu pardon:):):)

Artık aynısından imal edilmeyişinin bilinciyle hüzünlenen bir insan var evimizde şimdi..

 


Katil Bıçak

Bir kaç gün evvel evdeki bıçakları bilemişti.Anne yüreği işte,demiş Emel şimdi elini keser,salatayı ben yapayım...Akşam işten eve geldiğimde,yara bandı istendi acilen benden...Tabi olayın mazisini henüz bilmediğimden kardeşimin uyduruk her çizgiye yarabandı sarma heva ve heveslerinden biri diye düşünmüştüm...Eve vardığımda ise tüm gerçekleri öğrenmiş bulundum üzülerek....Anneciiiiim dedim...

Bari masayı hazırlamaya yardım edeyim...Sonrasında hatırladığım baş parmağımdaki kesik....

-Anne dedim boşunaymış meğer endişen,ikimiznde kanını akıttı bu hain bıçak :P

Ertesi gün ....

Yine akşam,

Yine yemek masası hazırlığı falan...

Dalgın ve düşünceli Emel katil bıçakla ekmek kesiyor....

ha ha haaa ...Bu sefer kanımı akıtamıycaksınnn diye düşünüyordumkiiiii,o da neeee

İşaret parmağımda koca bi çizikk...
Sırayla gidiyoruz,aynı performans devam ederse şayet,kısmetse yarın orta parmak,yüzük parmağım,pazar gününe tüm parmaklarımda zoro işareti olacak sanıyorum ki...

Yorum (9) Yorum yaz!

Sessizlik

 

Burak diyorum çok konuşuyosun diyorum azacık sus diyorum ...

-"Öyle denmez Emel teyze"diyor..Ve nefes almadan konuşmaya devam ediyor...Tıkandığı yerde durup düşünmek yolu yerine;

-"giderken ,ken,ken,ken,ken,......."

 

diye diğer kelimeye geçiş sürecini dahi gürültüyle devam ettiriyor....

 

Hofff diyorum bende ....

Misal ,yazarken bile diyorum çıkarsak sesli harfleri daha az gürültü olsa,sessiz sessiz anlaşsak ...

Ben diyorum mesela ,beni sessiz sessiz çağırın ...

 

ML...

ben anlarım

:)


Yorum (12) Yorum yaz!

Neden?


_Gazetelerin ebatları tek başıma okuyamayacağım kadar büyük...Neden bir masaya yada boylu boyunca yere serilerek okumaya ya da bir başkasının sayfanın başını tutmak şeklinde yardımına ihtiyaç duyuruluyoruz???

-Neden otobüslerde koltuklar karşılıklı ,ne gereği vardı,Neden böyle bir ihtiyaç hissedildi? ve neden bakışları kaçırmak için bu kadar çaba sarfediyorum ve sonunda yere bakmak zorunda kaldığım için mide bulantısına maruz kalıyorum?

-Neden sabahın bir nurunda kapıyı açar açmaz karanlıkta bir çift gözle karşı karşıya gelince irkitiyosun beni kedi şermiiiiinn! Her defasında aynı numara yutulurmu? Yutuyorum işte !!

 


 

Babası burağa;
-Yerim seni oğlum!


-Ya baba yeme beniii! Yersen biterim!

 

-Nasıl bitersin oğlum?

 

-Yersen beni biterim,yok olurum!

-?

 

Burağın dudakları titremeye başlar;

-Zaten yeni geldim buraya...

 

-Nereye yeni geldin oğlum?

 

-Bizim eveeee!!!! Yersen beni yok olurum babaaaa !!!

ve bu acıklı diyalog sonunda burak olayı özetler...

"Hem insanlar yenmez babaaa!"

 

:)

Yorum (10) Yorum yaz!

Mesleklere Göre Yemek Duası...

Burağın yemek duası;

 

Yemeğimi yemeden

El açtım Allahım sana,

Akıl fikir doğruluk iyi huylar ver bana

Yemessem büyüyemem

Okuluma gidemem

Güzel güzel yiyelim

Okulumuza gidelim..

 

Burak efendi her sofraya geç oturan için kattiyetle yemeğini yedirtmiyor yemek duasını yapmadan..Her kes için tek tek dua ediyor..Sofrada ben babam ve onun babası annem ve ablam var...Burağın duası şu şekil oluyo...

 

Yemeğimi yemeden

El açtım Allahım sana,

Akıl fikir doğruluk iyi huylar ver bana

Yemessem büyüyemem

İşime gidemem(parmağıyla tek tek babamı beni ve eniştemi gösteriyor :)

Okuluma gidemem(kendisini gösteriyor)

Güzel güzel yiyelim

Okulumuza gidelim,İşimize gidelim...

 

Sıra masaya geç oturan annem için okunacak duaya geldi...

-Ananeeee yemiyoruzzzz duamızı ediyoruuzzzz...

 

Yemeğimi yemeden

El açtım Allahım sana,

Akıl fikir doğruluk iyi huylar ver bana

Yemessem büyüyemem

Hiçbiyere gidemem

Güzel güzel yiyelim

Hiçbiyere gitmeyelim...

 

(çünkü burağın anneannesi ev hanımı)

 


 

Bir çocuğun ishalin ne olduğunu bilmediğini düşünürsek onun ishali nasıl tarif edebileceğini hiç düşündünüzmü?

 

İşte şöyle oluyo...

 

-Anneee! popomdan çiş yaptım...

 

:)

Yorum (5) Yorum yaz!

Emel Yollarda

Hani demiştim ya ,Şu 4.etap otobüsleri niye gıcır gıcırda 1.etap otobüsü körüklü diye...Yetmez bu itiraz ,en can alıcı soru şu olmalı halbuki; 4.tap otobüsleri ard arda geçerken bu 1.etap otobüsleri nerede geziyolar...Öyle ki 40 dakika soğukta karanlıkta ve bi başıma bekledim teşriflerini...Bi anda aklımdan geçiverdi ,acaba birileri ah mı etti deyi...

İnatla beklemeyi sürdürdüm ,ha geldi ha gelecek diye....Geçen 4.etap otobüslerini saymaktan bitap düşmüştüm artık...Ve gayri ihtiyari geçen arabaların ışıkları başımı döndürüyordu ...Çünkü sanki mecburmuşum gibi istemsiz, hassas ve sorumluluk sahibiymiş edasıyla, sadaktle gelen geçen arabları takip halinden birtürlü kendimi alamıyordum...

Artık ümidimin ü sü kalmadığı noktada, onca önümde duran ve inatla reddettiğim taksilerden birine binmeye karar verdim...Gerçi daha yeni arkadaşın taksiciyle arasında geçen muhabbeti bir an zihnimde canlandı...Şöyle ki;
-Nerelisiniz;

-Trabzon
-Bende siirtliyim..Benim kızda orda üniversitede okuyo
.(Taksici üni.de okuyan kızından ve yeni doğan bebeğinden bahis açınca arkadaş nasıl oluyor diye sorma gafletinde bulunuuvermiş.)

-Benim ikinci hanımdan oluyo yeni bebek..İlki beni aldattıda ,vurdum onu..Ama ölmedi...Geçen bizim kıza kontör yolla dedimde hanım mırın kırın etti.Dedim kes ,kapı orda...Sanırım bunlada sonumu iyi görmüyorum..

- :)

Birden irkildim tabi....O da ne,zaten gelip geçen tüm taksiler sanki kaybolmuştu...Ey büyük Allahım dedim içimden ağlamaklı ,niçinnn niçinnnn!!! Sanırım (!)ticari taksiler vazifelerini gönüllü taksicilere bırakmıştı.....Gözlerimden bu durumumun acizliğinden ve kabullenememenin verdiği hırstan ötürü aktı akacak göz yaşlarıma mukayyet olmam görevi icab etmişti artık...Bu yorgunluk beni öldürür mü diye düşünce sardı tüm ruhumu....

 

Ve işte ,nihayetinde otobüs körüklerini sallaya sallaya göründü karanlık ufukta...Yaklaşınca içerideki sıcak atmosfer birden gözümü aldı...Belirtmeliyimki bu sıcaklık kaloriferden değil,insanlararası mesafenin küçüklüğünden kaynaklanıyordu ...Mevzu bahis olan bu sıcaklık gözlerimdeki yaşın miktarınıda arttırdı aynızamanda...Çok duygusal oluyosun Emel dedim içimden kendi kendime...Ve bekleyiş halimin vehametini düşünerek irkilip kendime geldim ve bağrmaya başladım heyecanla "benide alın aranıza"....

Ve tabii bu gecikmenin,kalablığın ,sıkışmışlığın hasılı tüm bu atmosferin hakkını vermek gerekliydi elbette...Ben geçecek bu güzel yolculuğun bedelini ödemeliyim sorumluluğuyla parayı uzattım seve seve...(!)

 

Kalabalıktan inenler binenler karıştı kaldı...Bir hanım tam inecekken kapı kapandı...Bu vaziyetin verdiği hiddetle kadıncağız bağırdı orta kapıdan....

_Yaaaaauuu kör müsün salak mısın!!!!
Şöförde ,

-Heeeeaaaaaaa körümmmm salaaaaaaammm...Allah Allah...

 

deyince tüm otobüs kahkaha attı....
İşte buna çok ihtiyacım vardı...

Yorum (9) Yorum yaz!

sivilcenin çizgi hali

jimmy okula giden bir ufaklıktır..İlk defa bir okul resmi çektireceği gün için heyecanlanmaktadır.O günün sabahı yüzünde ne görsün ....

arkadaşları jimmy e sorarlar;

-hey jimmy o yüzündeki şişlikte nedir?

Jimmy kızgın bir şekilde,

 

-Bir şişlik!!!!

-bir kızarıklık!!!

-Bir çıkıntı!!

-?????

 

_öfff tamam,bir sivilce!!!!!!   (demek herkes benim ruh halimi taşıyo, varlığını kabullenmekte dahi zorluk çekiliyo...Alışırsın kardeşim jimmy alışırsıııııııın...)

 

Jimmy günün sabahında karşılaştığı bu kötü süpriz karşısında oldukça üzgün ve sitemkar...

-Ooooofff Tanrım,sanırım lanetlendim!!!!

 

deyince ,kameralar sivilcenin arka planına yönelir ve olayın kahramanı sivilceyi temsil eden yaratığı görüntüler...

 

sivilce ,etrafındaki vitesleri ve pedalları çılgınlar gibi hareket ettiriyordur görev aşkı ile,

-Heyyy ,daha fazla kırmızılık ,daha fazlaaaa şişlikkkkk!!!! (tamda tahmin ettiğim bir görüntü)

Çizgi filmde kendimi buldum yahu :)

 

 

 

Yorum (8) Yorum yaz!

bir mecmuanın maceraları...

Pazar günü eve dönerken bayiden uzun zamandır okuyamadığım dergiyi aldım ve eve geldim...Akşamında işlerimi hallettikten sonra oturup keyifle okumayı hayal ederek...Hele ki yeni dergi ve gazeteyi ilk okuyan olmanın ne kadar keyif verici birşey olduğunu düşünüyor iseniz,güzelliği düşünün artık...Bir akşam okundu,ertesi gün devam edilmek üzere bir kenara koyuldu dergi...Ertesi gün işten gelindikten sonra evde yemesi güzel lakin kokusu dayanılmaz balık ziyafeti olduğu burun direklerince hissedilip ,sinyal beyinin ilgili algı noktalarına iletildi ..

Şimdi dergiyle bağlantısı nedir derseniz bu balıkların derseniz,şöyle ki;

Balık kokan bir yaratık olduğu içün bu koku masaya sinmesin diye biz masaörtüsünün üzerine gazete kağıdı koyarız.Benimde o esnada dergimi okuyasım tutmasınmı...Arıyorum arıyorum evin tenha yerlerini dahi,yok yok...Derginin rahiyasını alamayacak kadar baskın balık kokusu geçte olsa beni kendime getirdi ve ağlamaklı olarak gözüm yemek masasına ürpererek baktı...Aman Allahım ya göreceğim gazete benim dergimin nadide sahifeleriyse!!! Yüce Rabbim, bu gerçekle yüzleşmeliydim...Ve sonunda gözlerimle gazete yprakları bir noktada buluştu....Ohhhh çok şükür o yapraklar benim dergimin sahifeleri değildi....

E mühim olan burası...Neredeydi peki bu dergi...İlgili merciiye danışılmalıydı artık...Her eve kitap ve mecmua girişinde "yeter artık!!!!" diye isyan eden bir annenin "dergim nerde" sorusuna vereceği cevabı kendi özgür ve hür irademle duymak istemem ise takdire şayan bir cesaret örneğiydi..Endişelerimi arkama aldım ve tüm cesaretimle sordum;
-Anne dergim nerde??
-ne dergisi ,ben bilmiyorum dedi annem...
-Anne dün okuyodum ya dedim,o işte nerde...

Annemin sinsi gülüşüyle bilmiyorum deyişi beni yeternce işkillendirdi zaten...Artık dergiden ümidi kestim ama bu sefer merakla derginin akıbetini merak ediyordum..Tekrar sordum

-Anne doğru söyle naptın dergime???
-Değerlendirdim onu (hıh) demezmi bana..Ohhhh may Allah...

-Ama anneeeee!!! dedim ağlayarak....ve ısrarlarım sonucunda derginin çöp kovasının kenarında ilk sahifelerinin olmayarak mahzunca durduğunu gördüm.

Ana yurdundan kamış misali koparılan dergimin sahifeleri şimdi başka amaçlara hizmet etmekte ...
Onca insan bu yaayınları çıkarırken hiç düşünürlermiydi ki o emekleri bir marul yaprağını sımsıkı sarmakla vazifelendirilsin...:)

Yorum (8) Yorum yaz!

günlük

Bir yatsı vakti Eyüp te....

 

Bir nişan davetindeydik....Uzun süredir görüşememenin verdiği hasretle bitmeyen sohbetler...Öyle ki kalktığım sandalyeye bir daha oturamayacak kadar hararetli yer değiştirme hengamesi,diğer masalara ulaşabilmek koşturmacası...

Gülmeler, konuşmalar,ağlayan ,koşan çocuklar...

 

Daha sakine doğru kaçış isteği soyut anlamından somut icraata dönüşmeliydi artık...Ben ve ekibim ,dini vecibe için pencereden gözümüzün gördüğü Eyüp Camiine doğru ilerledik..Ama o da ne ısrarla açık kapı bulmak için mücadele ediyorum,lakin yok ,yok... Saat 9 da kapanıvermiş meğer....Ama hiç o saatte orada olmadımki ,çok tuhaf geldi bana bu,camiilerde kapanırmıymış?

Artık namaz evde kılınmalıydı demekki ama başka bi ihtimal olmalıydı...Birinden bilgi almak için dükkanlara doğru yöneldim.Annemse ısrarla hurmacıya sor,hurmacıya sor diye yönlendirince,yanındaki dükkana değilde hurmacıya başka namaz kılabileceğimiz bir yer yokmu diye sordum...Hurmacı amca da bizi genç bir evladın peşine taktı,eyüpün karanlık arka sokaklarında inşaat halindeki köhne yapının üst katında kurulu mescitte(derghta) namazımızı kılmamıza sebep oldu.....

Hurmacı amcadan,bizi dergaha götüren kardeşten,beni hurmacıya yollayan annemden Allah Razı olsun...


....

Göreceklerin, makam ve mertebenin sana izin verdiği kadarıyla sınırlıdır. Ne fazlasını bekle, ne de eksiklikten şikayet et! Tencere yuvarlanır kapağını bulur. (Gün gelir kapağın dar gelirse yeniden yuvarlanmaya başla! Artık büyümüşsün demektir.)
Dücane Cündioğlu

 

Ben fazlasını beklemeyi istiyorum halbuki...

Yorum (14) Yorum yaz!

  • Son Yazılarım

  • Bir Akşam Üzeri
  • "Papyon" muhabbetleri
  • Evde yas
  • Sessizlik
  • Neden?
  • Mesleklere Göre Yemek Duası...
  • Emel Yollarda
  • sivilcenin çizgi hali
  • bir mecmuanın maceraları...
  • günlük
  • Rüya
  • burak doktorda
  • İTİRAZEDİYORUM
  • sivilcenin intikamı
  • Vefakar..
  • Dedi ki;
  • Ömrü Ramazan...
  • Sonra...
  • Dağlar Kızı EMEL
  • Emel....
  • sabah sabah...
  • niçün?
  • bir anı
  • burak fıkraları...fıkra burak...
  • seni seçtim pikaççuuuu....
  • Kategorilerim

  • Arkadaşlarım

  • sibelbuyuk
  • munzeviRA
  • betaliza
  • bahargibi
  • bnc
  • H2SO4
  • tilsimlikedi
  • mnz
  • hosbirsada
  • incimercan
  • becauseofyou
  • kahveninrengi
  • siiryarismasi
  • ahmedesad
  • dilsizmutercim
  • sirazelogos
  • omeryusuf
  • iyimserbiri
  • nartn
  • ddervish
  • yagmurungunlugu
  • ahirzamanmelegi
  • SunnyCameHome
  • esdaf
  • polocu
  • alternatifrsathane
  • hayal(hâne)
  • Bağlantılarım

  • Blogcu ile yapıldı